Böcek Ailesinin Ölümüne İlişkin Bir Skandal Daha!
İstanbul-Fatih’te konakladıkları otelde hayatını kaybeden dört kişilik Böcek ailesinin trajik ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada, olay anına ve öncesine dair tüyler ürperten ihmal ve detaylar ortaya çıktı. Başlangıçta gıda zehirlenmesi şüphesi üzerinde durulan facianın, otelin alt katında ruhsatsız ve sertifikasız bir firma tarafından yapılan haşere ilaçlamasından sızan “Alüminyum Fosfit” gibi ölümcül bir kimyasaldan kaynaklandığı ihtimali güçlendi. Savcılık sevk yazısında, hayatını kaybeden baba Servet Böcek’in kilitli kapı nedeniyle dışarı çıkamadığı belirtilirken o anlar ortyaa çıktı. İşte skandalın detayları…
İstanbul Fatih’te konakladıkları otelde 12 Kasım 2025 günü rahatsızlanan Böcek ailesinin dört ferdi de hayatını kaybetti. Ailenin mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle hastaneye kaldırılmasıyla başlayan süreç, anne ve iki çocuğun ardından baba Servet Böcek’in de vefatıyla trajik bir şekilde son buldu. İlk başta gıda zehirlenmesi şüphesi üzerinde durulsa da, otelin alt katında yapılan haşere ilaçlamasında kullanılan, panzehiri olmayan ‘Alüminyum Fosfit’ gibi ölümcül bir kimyasalın solunmasına bağlı zehirlenme ihtimali soruşturmanın ana odağı haline geldi.
İŞTE KİLİTLİ KALDIĞI O ANLAR! GÖRÜNTÜLERE A HABER ULAŞTI
İstanbul Fatih’te kaldıkları otelde zehirlenerek hayatını kaybeden Böcek ailesinin otelden gece vakti hastaneye giderken kapının kilitli olduğu ortaya çıkmıştı. Baba Servet Böcek’in kucağında çocuğu ile otel kapısını kırmaya çalıştığı anların görüntüsü ortaya çıktı.
KAPIYI KİLİTLEYEN ÇALIŞANIN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
“Saat 01.30 sıralarında yemek yemek için otelin kapısını kilitleyerek, otel yakınında bulunan kebapçıya gittim. Kapıyı kilitleme amacım, otele hırsızın girmesini engellemektir. Zaten otelin giriş kapısında iletişim numarası ve anahtarların masanın üzerinde olduğu yazılıdır. Otelde koku olduğundan dolayı aldığım yemeği yan tarafta bulunan bahçede yedim. 15-20 dakika sonra döndüğümde kapı önünde bir ambulans gördüm. Böcek ailesinin ambulansa bindiğini fark ettim. Benim olayla herhangi bir alakam yoktur. Kusurum olmadığını düşünüyorum” dedi.
“15-20 DAKİKA SONRA DÖNDÜĞÜMDE KAPI ÖNÜNDE BİR AMBULANS GÖRDÜM”
Otel çalışanı M.M.U.D.C’nin ifadesinde “Ben Harbour Suit Otel isimli iş yerinde müfettişler tarafından çağrılmalar üzerine çalışırım. Sürekli olarak bu iş yerinde çalışmam. Böcek ailesinin otele giriş yaptığı gün ben çalışmıyordum. 10 Kasım günü saat 08.30’da otelin resepsiyonunda çalışanımla başladım. Aynı gün saat 11.00 sıralarında Böcek ailesi ile otelde karşılaştık. Kendileriyle kısa muhabbetimiz oldu. Ben saat 15.00 civarında mesaimin bitmesi üzerine iş yerinden ayrıldım. Ben otele 12 Kasım günü saat 08.30 sıralarında otelde çalışmak için geldim. O esnada Eyüp O. çalışıyordu. 12 Kasım günü yine saat 10.00 – 11.00 sıralarında Servet Böcek ve Çiğdem Böcek yanıma gelerek odalarının kapıları ilaçlama nedeni ile bantlandığı, saat 11.00 sıralarında Servet Böcek’e çıkıp odasının temizlenmesi gerektiğini söyledi.
“BİR ŞEYLER YEDİKLERİNİ VE MİDELERİNİN BULANDIĞINI SÖYLEDİLER”
Ayrıca hastaneye gideceklerini, bir şeyler yediklerini ve midelerinin bulandığını söylediler . Daha sonra otelden çocuklarla birlikte çıktıklarını gördüm. Ben Kadırga Caddesi’nde klinik olduğunu bildiğim için söyleyerek benimle birlikte gitmelerini istedim. Mesaimin bitmesi üzerine evime geçtim. Temizlenmesi gerektiğini bana söyledi. Ayrıca sahilde bir şeyler yediklerini ve midelerinin bu nedenle rahatsız olduğunu söylediler. Ayrıca hastaneye gitmek için yardım istediler. Ben Kadırga Caddesi’nde klinik olduğunu kendilerine söyledim. Daha sonra otelden çocuklarla birlikte çıktıklarını gördüm. Mesaim bitmesi üzerine evime geçtim. Aynı gün akşam saat 20.30 sıralarında kabul yeri görevlisi olarak çalışan Rüstem beni aradı, acil işi olduğunu söyleyerek onun yerine çalışmamı istedi.
“OTELDE KUSMUK KOKUSU VARDI”
Ben de kabul ettim. 22.45 sıralarında otele geldim. Otelde kusmuk kokusu vardı. Saat 01.00 sıralarında koku nedeniyle hava almak için otel dışına çıktım. Biraz hava aldıktan sonra geri döndüm. Saat 01.30 sıralarında yemek yemek için otelin kapısını kilitleyerek, otel yakınında bulunan kebapçıya gittim. Kapıyı kilitleme amacım, otele hırsızın girmesini engellemektir. Zaten otelin giriş kapısında iletişim numarası ve anahtarların masanın üzerinde olduğu yazılıdır. Otelde koku olduğundan dolayı aldığım yemeği yan tarafta bulunan bahçede yedim. 15-20 dakika sonra döndüğümde kapı önünde bir ambulans gördüm. Böcek ailesinin ambulansa bindiğini fark ettim. Benim olayla herhangi bir alakam yoktur. Kusurum olmadığını düşünüyorum” dedi.
TAKSİCİ KONUŞTU
Poşet verdim, poşete kustu. Anne baygındı, kafasını sağ arka cama yaslamıştı. Yolun bir an önce bitmesini bekliyordu. Babayla sohbet ettiğimde, ‘Ne zaman İstanbul’a gelsem başıma vukuat geliyor, geçen sene geldiğimde de motosiklet kazası geçirdim. Kolumu, bacağımı kırdım. Bu sefer de böyle talihsiz olay yaşadım’ dedi. Ben normal taksi şoförüyüm, görevimi yaptım. Müşterileri aldım, en yakın hastaneye götürdüm. Bu konu hepimizi üzdü, acı bir haber. Ailesine de baş sağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.
OTEL İNCELEMESİ VE KİMYASAL İLAÇLAMA ŞÜPHESİ
Ailenin otelde konaklamasının ardından sabah saatlerinde aynı otelde kalan yabancı uyruklu iki kişinin daha benzer şikayetlerle hastaneye kaldırılması ve onlara refakat eden üçüncü bir kişinin de kalp ritmi rahatsızlığı nedeniyle tedavi altına alınması, şüpheleri gıdadan otel ortamına yöneltti.
Polis, İl Sağlık Müdürlüğü ve Fatih İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri otelde denetim yaptı. İncelemelerde, olayın yaşandığı odanın alt katında, otelin giriş katında, tek bir odada haşere ilaçlaması yapıldığı belirlendi.
OLAY YERİNDE ÇARPICI ANLAR: OTEL SAHİBİ ODAYI GÖSTERMEDİ!
İlk şüpheler gıda zehirlenmesine yoğunlaşmışken, detaylı araştırmalar sonucu facianın asıl nedeninin, otelin alt katında yapılan haşere ilaçlamasından sızan ve panzehiri olmayan ‘Alüminyum Fosfit’ gibi ölümcül bir kimyasal olabileceği belirlenirke n olayın yaşandığı ilk gün otelin bulunduğu alana giden ekipler ve muhabirler, otel sahibiyle görüşme fırsatı bulduğu ve otel sahibinin tavrının şüpheleri artırdığı görülüyor.
“Kendilerine o odayı görebilir miyiz diye sorduk? Otel sahibi bunu kabul etmedi ve oda numarasını dahi söylemedi.” Bu ret cevabının ardından bir sonraki gün, facianın yaşandığı odanın alt katında haşere ilaçlaması firması tarafından bir uygulama yapıldığı bilgisi geldi. O ilaçlamanın yapıldığı alandan hayli yoğun bir kokunun bulunduğu da bilgiler arasında.
OTELDEKİ TEMİZLİK PERSONELİNİN İFADESİNE ULAŞILDI
Öte yandan otelde temizlik personeli olarak görev yapan çalışanın ifadesi ortaya çıktı. Temizlik personelinin ifadesinde “101 numaralı odanın ilaçlanmış olduğunu anladım, odaya girmedim. Sonrasında 201 numaralı odaya gittim. En son Böcek ailesinin kaldığı 202 numaralı odaya girdim. Odada kusmuklar vardı. Kusmuk poşetlerini çöpe attım. Sonra odadan ayrıldım.
“KUMU ANDIRAN BİR MADDE VARDI”
2 gün sonra ilaçlanan 101 numaralı odaya girdim ve odanın kapısında bulunan bantları söktüm. Odanın ilaçlı olduğunu bildiğim için elime eldiven maske taktım. Odanın içerisine girdiğimde şeffaf tülümsü poşet içerisinde kül renginde kum gibi, kumu andıran beyaz plastik tabağın içerisine konulmuş bir madde vardı.
“HAVALANDIRMA MENFEZİ DE BANTLIYDI”
Oda içerisinde yatağın her iki köşesinde de yine kalorifer borularının geçtiği dolap kapaklarının sol tarafında beyaz bir tabak içerisinde, cam kenarında toplamda 11-12 adet ölmüş böcek gördüm. Bu tabakları poşetin içerisine koydum ve ağzını bantlayarak attım öpe. Tuvalet bantlıydı, havalandırma menfezi de bantlıydı” dediği öğrenildi.
ADLİ TIP ÖN RAPORU: KİMYASAL ZEHİRLENME İHTİMALİ ÖN PLANDA
Adli Tıp Kurumu İstanbul Kimya İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan ön raporda, anne ve iki çocuktan alınan otopsi örneklerinde ilk aşamada sistematiğinde bulunan toksik maddeler ve metabolitleri tespit edilmedi. Baba Servet Böcek ve aynı otelde kalan yabancı uyruklu iki kişinin kan örneklerinde de toksik maddeye rastlanmadı.
OTOPSİ BULGULARI: MİDE DUV ARINDA KANAMA
ATK tarafından hazırlanan ön otopsi raporunda, aile bireylerinde ölüme neden olabilecek travmatik bir bulguya rastlanmadı. Ancak kritik bulgular şunlar: Çocuklarda mide duvarında yer yer kanama ve midede kızarıklığa rastlanırken Anne Çiğdem Böcek’te : Mide duvarında noktasal ülsere alanlar ve yaygın submukozal kanama. Olduğu belirlendi. Bu bulgular dışında ölüm sebebini açıklayacak ek bir bulgu saptanmadı.
SEVK YAZISI ORTAYA ÇIKTI! OTEL KAPISI KİLİTLENMİŞ…
Savcılık tarafından hazırlanan sevk yazısında, 11 Kasım günü otelin 202 numaralı odasını ilaçlayan şirketin izin faliyetinin bulunmadığı, ilaçlamayı yapan D. Ç.’nin herhangi bir sertifikası olmadığı ortaya çıktı.Firmanın sahibi Z.K. ile çalışan S.K.’nin de mevzuata aykırı şekilde ilaçlama yaptığı belirtilen sevk yazdında , kullanılan kimyasal nedeniyle 101 numaralı odada kalan Servet Böcek, Çiğdem Böcek, Masal Böcek ve Kadir Muhammed Böcek ağır şekilde etkilendi ve kaldırıldıkları hastanede yaşamlarını yitirdikleri anlatıldı.
MÜŞTERİ ŞİKAYETLERİNİ UMURSAMADI
Otel sahibi H.O.’nun yetkisiz ve kaydı bulunmayan ilaçlatma şirketine ilaçlama yaptırdığı dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği vurgulanan yazıda, otelin resepsiyon görevlileri M.C.’nin misafirlerin şikâyetlerine aldırış etmediğini, kötü kokunun sebebinin ilaçlama olduğundan bahsetmediği ve gereken müdahaleyi yapmadıklarını belirledi.
AİLEYİ OTELE KİTLEDİ
Şüphelinin alınan ifadesinde otelin kapısını kilitleyerek yemek için dışarı çıktığını geri döndüğünde otelin önünde ambulans gördüğünü söylediği aktarılan sevk yazısında, mevcut kamera görüntülerinde hayatını kaybeden Servet Böcek’in kapının kilitli olmasından dolayı dışarı çıkamadığı anlatıldı. Çaresiz baba nın kucağında çocuğu ile kapıyı kırmaya çalıştığı esnada çevredeki vatandaşlarında yardım ettiği ve M.C.’nin gelerek kitlediği kapıyı açtığı kaydedildi.
İLAÇLAMADAN ETKİLENEN RESEPSİYON GÖREVLİSİ
Yine resepsiyon görevlisi R.B.’nin 12 Kasım günü rahatsızlandığını söyleyerek işe gelmediği, alınan beyanında ise arkadaşı ile görüşmek için yalan söylediğini dediği, yapılan değerlendirme R.B.’nin de ilaçlamadan etkilenebilmiş olabileceği ve böylelikle iş yerindeki gerekli önlemi almadığı kaydedildi.
BAŞKA MÜŞTERİLERDE ZEHİRLENMİŞ
Sevk yazısında, aynı otelde konaklayan yabancı uyruklu üç kişinin de 15 Kasım günü zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldığı, tedavilerinin ardından taburcu edildikleri bilgisi yer aldı.
AĞIR İHMAL
Sevk yazısında olayda 4 kişinin ölmesi, kullanılan kimyasalın tehlikesi, ilaçlama işleminin tamamen ruhsatsız yapılması ve ağır ihmal nedeniyle otelde ilaçlamayı gerçekleştiren D.Ç., ilaçlama firmasının sahibi Z.K., firma çalışanı S.K., otel sahibi H.O., olay günü görevde olan resepsiyon görevlisi M.C. ve diğer resepsiyon görevlisi R.B.’nin “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olma” suçundan tutuklanması talep edildi.
İLAÇLAMA FİRMASININ SAHİPLERİ KONUŞTU
İlaçlama firmasının sahibinin oğlu Serkan K. savcılıktaki ifadesinde, “İlaç Firması babam Zeki K.’ye aittir. Benim bu şirkette herhangi bir yetkim bulunmamaktadır. Sadece şirket babamın olduğu için şirket üzerinden SGK girişim bulunmaktadır. Yaklaşık 4-5 ay kadar önce babamla aramızda anlaşmazlık çıktı. Ben bunun üzerine Fatsa’ya taşındım. İlaçlama yapıldığı tarihte ben Fatsa’da bulunuyordum. 14 Kasım günü ailemi ziyaret etmek amacıyla İstanbul’a geldim. 15 Kasım günü sabah saat 08.30 sıralarında babam Zeki K.’nin yanında çalışan Doğan C. beni aradı. Bir otelde yapmış olduğu ilaçlama işlemi nedeniyle polisin kendisini çağırdığını, aracının olmadığını, benim kendisini götürmemi istedi. Ben de kendisini Fatih’te bulunan otelin olduğu yere götürdüm. Burada polis ekipleri inceleme yapıyordu. Doğan C. yanında bulunan ilaç örneklerini polislere verdi. Benim yapılan ilaçlama işlemi ile herhangi bir alakam yoktur. İlaçlama yapıldığı gün İstanbul’da değildim’ ifadelerini kullandı.
‘DOĞAN’I YÖNLENDİRDİM ‘
İlaçlama firması sahibi Zeki K., ‘Üzerime kayıtlı İlaçlama Şirketi bana aittir. Ben bu şirketi yaklaşık 6-7 yıl önce kurdum. Genellikle özel işletmelere ve ikametlere hizmet veririz. İş yerimde gündelikçi olarak Doğan C. çalışır. Ayrıca şu anda ismini hatırlamadığım, yaklaşık 1 aydır yanımda çalışan bir kişi daha vardır. Benim ilaçlama işi ile ilgili herhangi bir sertifikam yoktur. Doğan C.’nin de bildiğim kadarıyla bir sertifikası yoktur. İlaçlama işlerini Doğan C. ve şu anda ismini hatırlamadığım yanımda çalışan şahıs yapar. Bu ilaçlama işlemlerinde Alfasc ve Cypermetrin isimli ilaçlar kullanılır. Ben bu ilaçların suya karıştırılarak yapıldığını bilirim. Başka bir bilgim yoktur. Bu ilaçlardan başka ilaç kullanmayız. Alfasc ve Cypermetrin isimli ilaçları tam olarak nereden aldığımızı hatırlamıyorum. 11 Kasım günü bana bir telefon geldi. Arayan kişi otel işlettiklerini, otelin bir odasında böcek olduğunu, böcekler için ilaçlama yaptıracaklarını söyledi. Ben de bunun üzerine Doğan C’yi yönlendirdim. Doğan tek başına giderek ilaçlama yaptı. Ben Doğan’ın hangi otele dahi gittiğini bilmiyorum. 15 Kasım günü Doğan beni arayarak polislerin kendisini çağırdığını, ilaçlama yaptığı yerde zehirlenme olayı olduğunu söyledi. Doğan ve Serkan gözaltına alındığını öğrenince ben de karakola gittim. Benim bu olayda herhangi bir kusurum yoktur’ dedi.
‘SORUMLULUK İLAÇLAMA ŞİRKETİNE AİTTİR’
Otel işletmecisi Hakan O., ‘Ben oteli yaklaşık 5-6 ay önce devir aldım. Ben şeker hastası olduğum için bacağımda rahatsızlık vardır. Bu nedenle yaklaşık 3 aydır otele gidemiyorum. Bu süreçte otelle ilgili bütün işlemleri otel müdürü Halil D. yapar. Halil 10 Kasım günü beni arayarak otelin 101 numaralı odasından böcek şikayeti geldiğini söyledi. Ben de kendisine ilaçlama firmasını çağırmasını söyledim. Halil, benden aldığı talimatla daha önceden de ilaçlama işlemi yaptırdığımız şirketin sahibi ile iletişime geçmiş. Bunun sonucunda 11 Kasım günü 101 numaralı odada ilaçlama işlemi yapılmıştır. İlaçlama şirketi işlerini bitirdikten sonra oda yaklaşık 2-3 gün boyunca kapalı kalır. Sonrasında temizleme işlemi yapılarak kullanıma açılır. Benim ve çalışanlarımın ilaçlama işlemi ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Aynı firmaya ağustos ayında da ilaçlama yaptırmıştık. Herhangi bir sıkıntı yaşamamıştık. Ben bu firmaya ilaçlama konusunda yetkili olup olmadıklarına dair herhangi bir sertifika sormadım. Olayda vefat edenler otelin 202 numaralı odasında konaklıyorlardı. Benim yaşanan olayda kusurum yoktur. Ölen şahısların ilaç zehirlenmesi sonucu öldüğüne kanaat getirilse bile sorumluluk bu ilaçlama işlemini yapan şirkete aittir’ şeklinde konuştu.

‘İLAÇLAMA İŞLEMİNE İLİŞKİN SERTİFİKAM YOK’
İlaçlama yetkilisi Doğan C, ‘İlaçlama Şirketi’nde yaklaşık 2-3 aydır çalışmaktayım. Bu şirketin yetkilisi Zeki K.’dir. Olayın meydana geldiği otelde 2025 yılı ağustos ayında ilaçlama yapmıştım. Son olarak 11 Kasım günü saat 12.00 sıralarında şirkete ait telefondan gelen mesaj üzerine saat 16.00 sıralarında ilaçlama yapmak için otele gittim. Buradaki görevli bana ilaçlama yapılacak odayı gösterdi. Kapıyı görevli açtı. Ben de ilaçlama işlemine başladım. İlaçlama işlemi esnasında Alfasc ve Cypermetrin isimli ilaçları kullandım. Bu ilaçlar suyla karıştırılarak ilaçlama işlemine karıştırıp püskürtme yoluyla kullanılır. Ayrıca oda içerisinde belli aralıklarla tahmini olarak 16-17 bölgeye “filit jel” isimli böcek ilacını kullandım. Bu ilaç jel kıvamındadır ve böceklerin bu ilacı yemesi için belirli aralıklarla odanın içerisine konulur. Ben ilaçlama yapmadan önce tuvalet kapısı ve havalandırmayı kağıt bantla kapattım. İlaçlama yaptıktan sonra da odanın kapısını bantlayarak otelden ayrıldım. Benim ilaçlama işlemine ilişkin herhangi bir sertifikam yoktur. İşe yeni başladığımda o dönemde bana işi öğreten bana sertifikaya gerek olmadığını söyledi. Benim olayda herhangi bir kusurum yoktur’ ifadelerini kullandı.

TUTUKLANAN VE S ERBEST KALAN ŞÜPHELİLER
Savcılık, olayda 4 kişinin ölmesi, kullanılan kimyasalın tehlikesi, ruhsatsız ilaçlama ve ağır ihmal nedeniyle otelde ilaçlamayı gerçekleştiren D.Ç., ilaçlama firmasının sahibi Z.K., firma çalışanı S.K., otel sahibi H.O. ve resepsiyon görevlileri M.C. ve R.B.’nin “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne veya yaralanmasına neden olma” suçundan tutuklanmasını talep etti. İşlemleri tamamlanan şüphelilerden 4’ü tutuklandı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 kişi ise adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken soruşturma kapsamında, ailenin yemek yediği kokoreççi, midyeci, kafe ve lokumcu sahipleri de dahil olmak üzere toplam 11 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Tarım Müdürlüğü’nün raporunda, ailenin yediği yemeklerde olumsuz bir madde tespit edilemediği belirtildi. Bu korkunç ihmaller zincirinin aydınlatılması için soruşturma tüm hızıyla devam ediyor.
